Sevgili Okuyucularımız,
Tarih genellikle teknolojinin herkesin hayatını iyileştiren, durdurulamaz bir nehir gibi aktığını anlatır. Bize okullarda öğretilen “Verimlilik artarsa, herkes kazanır” anlayışı 2024 Ekonomi Nobel Ödülü sahipleri Daron Acemoğlu ve Simon Johnson, Power and Progress (Güç ve İlerleme) kitabı ile madalyonun diğer yüzünü de bize gösteriyor.
Tıpkı Pamuk Prenses masalındaki ayna gibi, teknoloji de kendi başına bir karar verici değil. Onu elinde tutanların niyetlerini ve piyasa güç dengelerini yansıtır. Teknoloji sınırlı bir grubun kontrolünde olursa, ilerleme dediğimiz şey geniş kitleler için bir refah anlamına gelmeyebilir.
Teknolojinin Rotası
Geçmiş bize teknolojinin yönünün kaçınılmaz olmadığını kanıtlıyor. Sanayi Devrimi’nden üretken yapay zekâ (ÜYZ) çağına kadar, refahın paylaşılıp paylaşılmayacağını belirleyen şey piyasa dengeleri değil, toplumsal tercihler ve güç dengeleridir.
Otomasyonun Karanlık Yüzü
Panoptikon, 1791 yılında Jeremy Bentham tarafından önerilen, toplumsal verimliliği artırmayı amaçlayan dairesel bir hapishane tasarımıdır. Merkezde bir gözetleme kulesi ve bu kulenin etrafındaki hücrelerden oluşur. Doğru ışıklandırma sayesinde bu yapı, merkezdeki gardiyanlar herkesi her an izliyormuş izlenimi yaratır. Bu sistem, insanların her an gözlemlendiklerini düşünerek kendi davranışlarını kendilerinin denetlemesini sağlar, bu da iyi davranışın düşük maliyetle ve verimli bir şekilde garanti altına alınması anlamına gelir 19. yüzyılda Panoptikon’a özenilerek inşa edilen tekstik fabrikalarındaki makineler usta dokumacıların işlerini ellerinden aldığında bu sadece verimlilik değildi. Jeremy Bentham’ın Panoptikon hapishane tasarımı gibi, fabrikalar da işçileri gözetlemek ve emeği kontrol etmek üzerine kurulmuştu. Bentham’ın vizyonu, fabrikalardaki bu gözetimin işçileri daha çok çalışmaya zorlayacağını, böylece sahiplerin işçilere daha yüksek ücret ödemek zorunda kalmadan zenginleşeceğini öngörmüştür. Teknoloji, işçiyi güçlendirmek yerine onu denetlemek için kullanıldı.
Amerika’daki elektrifikasyon süreci, fabrikaları sadece daha hızlı hale getirmedi, aynı zamanda yeni görevler ve iş kolları yaratarak işçilerin ücretlerinin artmasını sağladı. Ancak 1980’lerden sonra bilgisayarlar, insan yeteneğini artırmak yerine, düşük eğitimli çalışanların yerine geçmek üzere tasarlandığında, ücret eşitsizliği uçuruma dönüştü. Günümüzdeki ÜYZ uygulamalarına geçişler de aynı elektriğe geçişe benziyor, buzdolabı, süpürge gibi her aleti elektrikli hale çevirmek yerine artık ÜYZ’li hale getirmeye çalışıyoruz.


ÜYZ: Yeni Bir Panoptikon mu, yoksa İş Ortağı mı?
Bugün önemli bir yol ayrımındayız, ÜYZ’nin geleceği için üç kritik soru sormalıyız:
- Yapay Zekâ İnsanı Tamamlıyor mu, Yoksa Yok mu Ediyor? Eğer YZ sadece maliyet düşürmek ve işçi çıkarmak için kullanılırsa, bu üretkenlik tuzağına düşmemize neden olur. Oysa işçi dostu ÜYZ, insanların daha karmaşık sorunları çözmesini sağlayan araçlar sunmalıdır.
- Gözetim mi, İşbirliği mi? ÜYZ, iş yerlerinde modern bir Panoptikon gibi her saniyeyi denetlemek için mi kullanılacak, yoksa iş güvenliğini artırmak ve bilgiye erişimi kolaylaştırmak için mi?
- Piyasa Kendi Kendini Düzeltebilir mi? Piyasa, kredi formu dolduran bir ajanın doğruluğunu rekabetle çözebilir, ancak veri gizliliği veya dar gelirlilerin teknolojiye erişimi gibi konularda piyasanın insafına güvenemeyiz. Burada düzenleyici müdahale şarttır.
Yasa Yapıcıların Kullanması Gereken Temel Araçlar
Teknolojiyi ortak refaha yönlendirmek için sadece mühendislere değil, güçlü politikalara ihtiyacımız var:
- Şeffaflık ve İlan: Geliştiricilerin kaputun altında, kara kutunun içinde ne olduğunu açıklaması.
- Hesap Verebilirlik: ÜYZ kimlikleri (Agent IDs) ve denetim standartları.
- Teşviklerin Yönü: Yeniliklerin sadece otomasyona değil, yeni insan görevleri yaratmaya yönlendirilmesi.
Sonsöz
Acemoğlu ve Johnson’ın hatırlattığı gibi “Teknolojinin yönü ve kimin fayda sağlayacağı, onu kontrol edenlerin tercihlerine bağlıdır”. Eğer yapay zekâyı sadece bir maliyet kalemi olarak görürsek, tarih tekerrür edecek ve dokumacıların yaşadığı sefalet dijital dünyada yankılanacaktır. Ancak onu insan zekâsını artıracak bir kaldıraç olarak kurgularsak, işte o zaman gerçek ilerlemeden bahsedebiliriz.
Aynaya bakıp “En verimli kim?” diye sormayı bırakıp, “Bu verimlilik kimin sofrasına ekmek koyuyor?” diye sormaya başladığımızda hikâye değişecek.
Kaynaklar:
Acemoglu, D. & Johnson, S. (2024/2025). Power and Progress: Our 1000-Year Struggle Over Technology & Prosperity (Mini-Comic Summary). Adapted by The Gutter Studios.
Pratt, J. & Khan, T. (2025). Preparing for AI Agent Governance: A Research Agenda for Policymakers and Researchers. Partnership on AI (PAI).
Hukuki Uyarı
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde yatırım, hukuki veya mesleki tavsiye niteliği taşımaz. Yazıda geçen marka isimleri ilgili şirketlerin tescilli markalarıdır ve yalnızca açıklayıcı amaçlarla kullanılmıştır. Herhangi bir ortaklık, sponsorluk, reklam veya ticari ilişki bulunmamaktadır. İçerik tarafımca oluşturulmuş olup, yazılı izin olmaksızın ticari amaçlı kullanılamaz. Harici linkler yalnızca bilgilendirme içindir ve bu sitelerin içeriğinden sorumlu değiliz.
Görseller yapay zeka ile oluşturulmuş olup yalnızca içeriği destekleme amaçlıdır.
#reklamdeğiltavsiye #PowerAndProgress #DaronAcemoglu #SimonJohnson #YapayZeka #Ekonomi #TeknolojiPolitikaları #AIagents #DijitalDönüşüm #İşinGeleceği #Eşitsizlik #NobelEkonomi








Üretken Yapay Zeka Nasıl Yönetilebilir? – Rota Peşinde için bir cevap yazın Cevabı iptal et