Sevgili Okuyucularımız,
Masallar güzeldir, ancak sandığımız kadar masum değildir. Çoğu zaman geleceği anlatırlar, Pamuk Prenses’te kötü kraliçe her gün aynanın karşısına geçer ve aynı soruyu sorar “Ayna ayna söyle bana, benden güzeli var mı bu dünyada?” . Masalda genellikle güzelliği, kıskançlığı ve kötülüğü konuşuruz. Asıl mesele çoğu zaman gözden kaçabilir.
Kraliçe aynaya düşünme yetkisini devretmiştir.
Ayna konuşur.
Kraliçe sorgulamaz.
Karar alınır.
Ve bir genç kız neredeyse ölümden döner.
Peki hiç düşündünüz mü? Ya ayna olmasaydı, veya aynanın yanılabilir olduğu bilinseydi?
Bugün elimizdeki yapay zekâ sistemleri tam olarak bu aynaya benziyor.
Aynalar Değişti: Algoritmalara Göre Kararlar
Bugün artık cam aynalara değil, algoritmalara bakıyoruz.
“Bir iş için en uygun aday kim, bu kişi riskli mi, bu içerik güvenilir mi, bu öğrenci başarılı olur mu?” sorulara algoritmanın verdiği cevabı mutlak doğru kabul ediyoruz. 2026 yılına girerken üretken yapay zekâyı kimler, hangi değerlerle ve kimin adına yönetiyor sorusuna daha fazla eğilmek istiyorum. Konu sadece teknik bir mesele değil, toplumsal, etik ve aynı zamanda politik ayakları olan derin bir kuyu. Aşağıda konuyu kendi bakış açımdan analiz etmek istedim
Üretken Yapay Zekâ’nın Beş Ayağı
- Canlılar: Aynada Kim Görünüyor?
Bugünün yapay zekâları geçmiş verilerle eğitilir. Geçmiş ise adil değildir.
Örneğin bir firmanın işe alımlarında iş teklifi kadınlara daha az yapılabilir, mahkelerde bazı etnik gruplar algoritmik olarak daha riskli etiketlenir. Gittikçe dijital uçurum derinleşir.
Eğer ayna sadece sarayı gösteriyorsa, ormandakiler hiç görünmez.
2. Bilim ve Teknoloji: Aynayı Kim Yapıyor?
Yapay zekâ kararları yalnızca mühendislerin elindeyse, bu teknokrasi doğurur.
Sosyal bilimler ve beşeri bilimler sürecin karar ve geliştirme süreçlerinin parçası olmalıdır. Etik, sonradan eklenen bir ayar düğmesi veya kalibrasyon gazı değildir.
Sadece güçlü enstrümanlar varsa müzik olmaz, uyum ve senkronizasyon gerekir.
3. Kurumlar: Sorumluluk Kime Ait?
“Ben sadece aracı kullandım” demek yeterli değildir. Teknoloji şirketleri sorumluluğu kullanıcıya devredemez. İnsan ve canlı hakları, küresel etik çerçevenin temelidir. Küçük ve az temsil edilen ülkeler, topluluklar ve bireyler masada olmalıdır. Kurumlar bir şehrin imar planını yapanlardır. Binalar tek tek sağlam olabilir, ama plan yanlışsa şehir yaşanmaz hâle gelir.
4. Araçlar Trafik Levhaları
UNESCO ÜYZ Etiği Tavsiyesi, AB Yapay Zekâ Yasası gibi düzenlemeler inovasyonu durdurmak için değil, zararı önlemek içindir. Kurallar yoksa kaos olur, ama kurallar tek başına yetmez.
5. Unutulan Ayak: Muhakeme
Ve şimdi en kritik yere geliyoruz. Son kararı kim veriyor?
Masalda ayna konuşur, ama felaketi yaratan aynaya inanma biçimidir. Muhakeme demek, yapay zekâ çıktısını öneri olarak görmek, “Model böyle dedi” ile yetinmemek, kararın ahlaki yükünü devretmemektir.
Eğitimde bu nedenle asıl kritik olan, bireylere doğru “prompt” yazmayı öğretmek değil, yapay zekânın ürettiği çıktılar üzerine düşünmeyi, sorgulamayı ve muhakeme etmeyi öğretmektir. Muhakeme becerisi gelişmediğinde etik, içselleştirilmiş bir değerler sistemi olmaktan çıkar ve yalnızca işaretlenen bir kontrol listesine dönüşür. Sorumluluk, kişisel bir yükümlülük değil, mekanik bir prosedür halini alır. İnsan ise karar süreçlerinden yavaş yavaş çekilerek, anlam ve vicdan üreten özne olmaktan çıkıp sistemi izleyen pasif bir aktöre indirgenir.
İstanbul Mutabakatı: Masalın Yeni Sonu
Önerim, dünyanın tarihi ve kültürel merkezlerinden biri olan İstanbul’da, kamu, akademi, özel sektör, sivil toplum ve genç kuşakların birlikte temsil edildiği bir İstanbul Mutabakatı’nın hayata geçirilmesidir. Böyle bir mutabakat, tek seferlik bir zirveden ziyade, sürekli, çok paydaşlı ve değer temelli bir diyalog zemini olarak kurgulanmalı ve küresel yönetişim tartışmaları için diğer ülkelere örnek teşkil etmelidir. Ancak bu yapının gerçekten ayakta kalabilmesi, yalnızca kurallara ve kurumlara değil, daha önce sıklıkla ihmal edilen beşinci ayağa, yani insan muhakemesine dayanmasına bağlıdır. Ne kadar kapsayıcı olursa olsun, muhakemenin devre dışı bırakıldığı bir sistemde etik hızla biçimsel bir söyleme dönüşür.
Belki de masal şöyle bitmeliydi:
Kraliçe aynaya baktı.
Ayna konuştu.
Kraliçe sustu.
Düşündü ve sordu: “Bunu neden söylüyorsun?”
İşte o an, hikâye gerçekten değişirdi.
Sonsöz
Aynaya bakmak yetmez, üretken yapay zekâ bize hızla, ikna edici ve çoğu zaman doğruya çok yakın cevaplar verebilir. Ancak bu cevapların ne anlama geldiğini, kimin yararına olduğunu ve hangi sonuçları doğuracağını sorgulamak hâlâ insana aittir. Asıl mesele, aynanın ne söylediği değil, ona bakarken aklımızı ve vicdanımızı devrede tutup tutmadığımızdır. Geleceği belirleyecek olan, daha büyük veri kümeleri ya da daha güçlü modeller, algoritmalar değil, bu sistemlerin ürettiği çıktılar karşısında düşünebilen, durabilen ve gerekirse itiraz edebilen insan muhakemesidir.
Hukuki Uyarı
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde yatırım, hukuki veya mesleki tavsiye niteliği taşımaz. Yazıda geçen marka isimleri ilgili şirketlerin tescilli markalarıdır ve yalnızca açıklayıcı amaçlarla kullanılmıştır. Herhangi bir ortaklık, sponsorluk, reklam veya ticari ilişki bulunmamaktadır. İçerik tarafımca oluşturulmuş olup, yazılı izin olmaksızın ticari amaçlı kullanılamaz. Harici linkler yalnızca bilgilendirme içindir ve bu sitelerin içeriğinden sorumlu değiliz.
Görseller yapay zeka ile oluşturulmuş olup yalnızca içeriği destekleme amaçlıdır.
#reklamdeğiltavsiye #YapayZeka #ÜretkenYapayZeka #GenAI #AIethics #AIgovernance #DigitalEthics #EleştirelDüşünme #AIokuryazarligi #TeknolojiVeToplum
#IstanbulMutabakati #ResponsibleAI #HumanInTheLoop








Yorum bırakın