Sevgili Okuyucularımız,
Üretken yapay zekânın (ÜYZ) neredeyse ışık hızında ilerlediği, bu hıza yetişmenin imkânsızlaştığı, webinar, summit ve seminer enflasyonunun yaşandığı, etik değerlerin, insan temasının ve ahlaki sorumluluğun daha çok konuşulduğu bir yılı geride bırakıyoruz. Deepfake teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte yanlış bilginin ve dezenformasyonun hızla artması, ahlaki değerlere daha çok eğilmemiz gerektiğini gösterdi. Gelecek kaygılarının bireyler üzerinde ciddi bir stres yarattığı, buna karşın yalnızlığın derinleştiği, çevresel kaynakların hızla tükendiği ve jeopolitik krizlerin gündemden düşmediği oldukça yoğun bir yıl oldu. Göç, tarım, enerji, nadir elementler ve su diğer önemli konulardı, COP 30 beklentileri karşılamadı ama umarım gelecek sene Antalya’da petrol ve gaz üreten ülkelerin baskısı azaltılır.
ÜYZ alanında her hafta yeni bir framework’ün yayınlanması, itiraf etmeliyim ki beni ciddi biçimde strese sokuyor. Hepsini takip etmek, okumak ve sindirmek mümkün olmayınca bir noktada durdum. Anlamadığım, içselleştiremediğim ve hayatıma dokunmayan şeylere zaman ayırmamayı seçiyorum. ÜYZ artık bir olasılık değil, bir gerçek. Geliyor ve hızla ölçekleniyor.
Üretken yapay zekânın sosyal hayata etkileri olan yalnızlık, savaşlarda kullanımı, etik ikilemler başlı başına derin felsefi tartışma konuları. Ancak özellikle eğitim ve sağlık alanında yaratacağı dönüşüm dikkat çekici. Son dönemde dinlediğim bir konferansta, “Önümüzdeki 10 yıl sağlığınıza dikkat edin, sağlık alanındaki devrimlerle birçok hastalığa çözüm bulunacak ve insan ömrü 150 yıla yaklaşacak” denildi. Bu cümle beni heyecanlandırmaktan çok düşündürdü. 150 yıl mı? Peki biz bu kadar uzun bir ömrü nasıl yaşayacağız?
Eğitim ise kökten değişiyor. Daha çevrim içi, özellikler VR, AR entegre olan derslerin sayısı artıyor, daha bireyselleştirilmiş ve daha özel öğrenme platformları hızla yaygınlaşıyor. İşletmelerde operasyonlardan hava durumu tahminlerine, finanstan doküman analizine, satış-pazarlamadan güvenliğe, üretimden sigortaya, enerjiden insan kaynaklarına kadar hemen her alanda ölçeklenmeler başlıyor. İş tanımları yeniden yazılıyor. Agent temelli işe alımlar, yeni co-working modelleri ve insan ve makine iş birlikleri gündeme geliyor.
Tek bildiğim şuan üretken yapay zekâ gerçek ve bu dönüşüm geri döndürülemez. Büyük bir değişimin eşiğinde olduğumuzu görmek beni korkutmaktan çok heyecanlandırıyor. Gelecek yıla dair umudumu kaybetmiyorum. 2026 yılında blog yazılarımda sorumlu ÜYZ, etik kullanım analizi, pratik kullanım örnekleri, yönetişim ve insan merkezli yapay zekâ konularına daha fazla yer vermeyi planlıyorum. Birlikte öğrenmeye, sorgulamaya ve analiz etmeye devam edeceğiz.
Ayrıca hobilerime özellikle fotoğraf ve mantara daha çok vakit ayıracağım, instagramda 4 yıldır yayınladığım İstanbul boğazı ve köprü resimlerimi @incilihanfendi adresinde bakmak isterseniz incelebilirsiniz. Elinizde tüm ÜYZ olanakları olsa neyi değiştirmek veya ne yapmak isterdiniz? Ben İstanbul Boğaz’ı ile konuşmak, tüm kıyı boyunca insanlar ne yapıyor denize nasıl davranıyor öğrenmek isterdim, ayrıca yer altında kilometrelerce uzanan miselyum ağları ve ağaçlar arasındaki iletişimi öğrenmek isterdim. Bir ormandaki ağaçlar birbiriyle toprak altında nasıl haberleşiyor, hiç merak ettiniz mi? Aşağıdaki şiirle, bir İstanbul aşığı olarak 2025’e veda ediyorum.
İstanbul
Kış geç gelmişti.
Salon aydınlıktı ama sıcak değildi.
Onu uzaktan gördüm.
Gülümsediğini sandım. Emin olamadım.
Yan yana gelmedim.
İkimiz de bunu seçtik.
Yazdım, ertesi gün.
Kısa, güvenli.
Kimseye açıklama gerektirmeyen bir cümle.
İstanbul da yazdı, kısa cevap verdi.
Ne eksik ne fazla.
Olması gerektiği gibi;
umut ve amaç olmadan.
Şehir suskundu.
İnciler karanlıkta, sis içinde yanıp sönüyordu.
Deniz donuyordu.
Bazı şeyler olur,
bazıları ise henüz olgunlaşma zamanında değildir.
Dokunulmaz,
kendi hâline bırakılır.
Ve hayat,
olmamış gibi
devam eder.
@incilihanfendi
Eğlenceli Etkileşim Köşesi
Okuma Önerisi: Dead Rock, okul gibi görünen ama aslında acımasız bir hayatta kalma sistemi olan karanlık bir dünyayı anlatır.Bu okulda merhamet zayıflıktır, kurallar güçlüler için esnektir, başarısızlık bireysel değil, sistemseldir. Bu yönüyle, bugün yapay zekâda tartıştığımız etik, adalet ve sorumluluk meselelerine güçlü bir ayna tutar.


2025’in En Popüler ChatGPT Prompt’ları (GPT-4.5 ile iyi çalışıyor)
2025’te en çok paylaşılan, en çok denenen ve en çok bir durup düşündüren ChatGPT prompt’ları teknik değil, kişisel, merak uyandırıcı ve biraz da rahatsız edici olanlar. Üretken yapay zekâyı cevap veren bir araçtan çok, ayna gibi kullanmak isteyenler bu sorularla oynuyor. Sonuçlar her zaman doğru olmayabilir ama çoğu zaman beklenmedik ölçüde tanıdık. Aşağıdaki promptları hem ingilizce hem de türkçe olarak 2025 bitmeden mutlaka deneyin!!
EN: Based on everything you know about me, draw a picture of me and what you think my life looks like.
TR: Hakkımda bildiğin her şeye dayanarak beni ve hayatımın nasıl göründüğünü anlatan bir görsel tasvir oluştur.
EN: Based on everything you know about me, tell me something true about me that I probably do not know.
TR: Hakkımda bildiklerine dayanarak, muhtemelen farkında olmadığım ama doğru olan bir şeyi söyle.
Hukuki Uyarı
Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve hiçbir şekilde yatırım, hukuki veya mesleki tavsiye niteliği taşımaz. Yazıda geçen marka ve ürün isimleri ilgili şirketlerin tescilli markalarıdır ve yalnızca açıklayıcı amaçlarla kullanılmıştır. Herhangi bir ortaklık, sponsorluk, reklam veya ticari ilişki bulunmamaktadır. İçerik tarafımca oluşturulmuş olup, yazılı izin olmaksızın ticari amaçla kullanılamaz. Harici bağlantılar yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; bu sitelerin içeriklerinden sorumluluk kabul edilmez.
Görseller yapay zekâ ile oluşturulmuş olup yalnızca içeriği destekleme amacı taşır.
#reklamdeğiltavsiye
#yapayzeka #genAI #dijitaldonusum #etikAI #AIyönetişim #egitim #gelecek #2025biterken









Yorum bırakın