Bir ülke düşünün; göl kenarındaki dev yel değirmenleri, porselenleri, Gouda peynirleri, tahta ayakkabıları, kanalların üstünde ışık gösterileri ve her köşe başı aldığınız patates ve waffle kokusu.. Hızlı bisikletler ile herkes bir yere yetişiyor. Hollanda kısa boyumla hayatta kalabildiğim bir yer oldu, 3 farklı bisiklet çarpmasından kurtulmak gerçekten mucize. Yollardaki tramvay ve araç yolu sınırını ben çözemedim, sığamadım bir türlü. Benim gibi minyon bir tipseniz otomatik kapılar ile mücadeleye hazır olun. Şimdi bu renkli ve soğuk ülkeye veda ederken, kalbimdeki sıcacık 5 durağı size bırakmak istiyorum: ☕️
Amsterdam: Soğuk Ama Masalsı Bir Şehir 🎡
Aralık ortasında, daha güneş doğmadan uyandığım bir Amsterdam sabahı… Kanalların üzerinde hâlâ parlayan gece ışıkları ve elimde sıcak kahvemle attığım ilk adım.
📍 Rijksmuseum’da Rembrandt’ın Night Watch tablosu kadar etkileyici olan “Üç Kız Kardeş” tablosunu keşfettim, tablolar arasında zaman duruyordu.
🚤 Kanal turları ışık gösterisi eşliğinde gece şehrin içinden geçen bir rüyayı izledim.
🍟 Ve evet, Amsterdam sokaklarında yediğim fıstık ezmeli patates kızartması güzeldi ama Belçika kadar bence iyi değildi.
☕️ Waffle sevmem ama limonlu nane çayı, Amsterdam’ın gri gökyüzüne umut dolu bir karşılıktı.
🎄 En güzel zaman: 1–15 Aralık arası, Noel pazarlarıyla ışıl ışıl!
🍂 Amsterdam’daki Vondelpark’ta yani şehrin en büyük parkında yaprakların altında yürürken, bisikletler ve göl manzarası arasında çocukların gülüşlerini duymak içimi ısıttı.
Maastricht: Gülümseyen Bir Sessizlik 🌉
Hollanda’nın Belçika’ya en yakın ruhlu şehri…
800 yıllık Dominikanen Kilisesi’nin içinde kurulu kitapçıda sayfaların fısıltısıyla oturup elmalı tart yedim.
⛪ Vrijthof Meydanı’nda St. Servaas’ın gizemli bahçesine girerken ayak seslerimden utandım.
🎨 Helpoort’un taş kapısından geçip vintage dükkânlara daldım.
🧭 Sonunda Sint Servaasbrug köprüsünde gün batımına veda ederken “burası neden bu kadar büyülü ama tanıdık değil?” dedim. İçim burkuldu.
Amsterdam’ın romantizmine alıştıktan sonra Rotterdam sanki geleceğe açılan bir pencere gibiydi. Kinderdijk’te rüzgarın sesiyle dönen dev kanatlar ve sazlıkların içinden geçen yürüyüş yolu.
Genel Olarak Lezzet Turu 🍟🍫🍵
- Waffle yerine her zaman patates ve sıcak çorba dedim.
- Amsterdam’da taco yedim, ama Meksika gibi değildi; kendine özgüydü. Humus ve falafel de fena değildi. Geleneksel bir Hollanda restoranında ise ördek deneme şansım oldu, sosu ile güzel bir lezzetti.
- Elimde her zaman nane çayı, çantamda bez bir kitapçı çantası ve aklımda Rijksmuseum’un sessizliği vardı. Nane çayını çok sevdim.
Ne Zaman Gidilmeli?
- Aralık: Noel pazarları, ışık gösterileri, kanal turları için ideal.
- Mayıs–Haziran: Kinderdijk ve Vondelpark için baharın en güzel hâli. Maastricht için de güzel bir zaman.
Hollanda’ya Veda Ederken ❄️
Hollanda benim için nane çayı, kısa boyumla dahi otomatik kapılara kafa tutabildiğim, ışıkla dolu bir anı koleksiyonu oldu.✨
Siz de kendi Hollanda anılarınızı yorumlara bırakın: En güzel kanal rotası? En leziz patates durağı?
Sosyal medyada da bizi takip etmeyi unutmayın:
🔗 http://www.rotapesinde.com
📲 Instagram–TikTok–YouTube: @rota.pesinde
Bu yazı tamamen kişisel deneyimlere dayanmaktadır. Herhangi bir iş birliği veya sponsorluk içermemektedir. #tavsiye #reklamdeğil
Bu yazının kapak fotoğrafı yapay zeka desteği ile oluşturulmuştur. #yapayzeka
#hollanda #amsterdam #maastricht









Yorum bırakın